25 Temmuz Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, piyasadaki kısa
vadeli faiz oranlarını belirlemek için para politikası kurulunu toplayacak. Bu
tarih Türkiye ekonomisi için bir dönüm noktası olabilir. Türkiye ekonomisini büyüme odaklı bir görünüme kavuşturmak ve toparlanmaya
katkı sağlamak amacıyla Merkez Bankası’nın faiz oranlarında indirime gideceği öngörülüyor.
Bununla birlikte, "Merkez Bankası ne kadar faiz indirecek?" sorusuna cevap
aranmaya devam ediliyor. Merkez Bankası’nın hedeflediği faiz oranına hangi
değişkenleri baz alarak ulaştığını ve nasıl bir yöntem kullandığını açıklayarak
başlayalım.
Faiz-Enflasyon
ilişkisini incelediğim yazımda merkez bankalarının karar alırken Taylor Kuralı’nı kullandıklarından
bahsetmiştim. Bu kural merkez bankalarına ülkelerinin ekonomik durumlarına göre
ne yapmaları gerektiği konusunda bilgi verir. Kısaca açıklamak gerekirse, kural ekonominin ısındığı yani enflasyon ve büyüme oranlarının normalin üzerine
çıktığı zamanlarda faizi artırmanın, ekonominin soğuduğu yani enflasyon ve
büyümenin normalin altına indiği zamanlarda ise faizi düşürmenin faydalı
olacağını savunuyor. Eğer ekonomi enflasyon yüksek iken düşük bir büyüme
deneyimliyorsa işler biraz karışıyor; fakat Taylor Kuralı stagflasyon durumundaki
ekonomiler için de çözüm önerisi getiriyor. "Türkiye olarak şu an içinde
bulunduğumuz ekonomik ortamda hangi faiz oranını uygulamalıyız ki doğru karar vermis
olalım?" sorusunu cevaplarken denklemimizi kuralın stagflasyon durumundaki
ülkeler için tavsiye ettiği öneriye uyarak kuracağız ve kaç baz puan faiz indirilmesi
gerektiği sonucuna ulaşacağız.
Denklemimizi
hatırlayalım: i=π+r*+απ(π-π*)+αy(Y-Y*/Y)*100.
Denklemdeki değişkenlerin ne anlama geldiklerine şu linkten ulaşılabilir: https://sercangelir.blogspot.com/2019/07/faiz-enflasyon-iliskisine-bilimsel-baks.html
Türkiye
ekonomisi stagflasyon durumunda olduğu için Taylor Kuralı enflasyon farkı
katsayısını küçültüp büyüme farkı katsayısını büyütmemizi öneriyor. Dolayısıyla
hedef faiz oranı belirlenirken denklemimize gerçekleşen enflasyonu %15.72, varsayılan
denge reel faizini %4.5, gerçekleşen enflasyon ile hedeflenen enflasyon
farkının katsayısını 0.3, hedeflenen enflasyonu %5, gerçekleşen büyüme ile
potansiyel büyüme farkının katsayısını 0.7, gerçekleşen büyümeyi %0.4,
potansiyel büyümeyi %5 olarak alalım.
Hedef
faiz oranı = %15.72+%4.5+0.3(%15.72-%5)+0.7(%0.4-%5) = %20.21
Yukarıda
görüldüğü gibi Türkiye ekonomisinin önceliği toparlanma olduğundan büyüme
odaklı bir faiz oranı belirleyebilmek için enflasyon farkının katsayısını 0.3
olarak girerken büyüme farkının katsayısını 0.7 şeklinde denkleme ekledik ve
faiz oranının ne olması gerektiği sonucuna ulaştık. Bu sonuca ve girilen verilere
göre içinde bulunduğumuz ortamda kur gibi diğer ekonomik parametreleri bozmadan
belirlenebilecek en doğru faiz oranının %20.21 olması gerektiğini
söyleyebiliriz. Bu oranı yuvarlarsak faiz oranı %20.25 veya %20 olarak belirlenebilir.
Bu oranın daha altında veya daha üzerinde belirlenecek bir politika faiz oranı kur dengesini
değiştirebilecektir.
Durum
böyle iken önümüzdeki PPK’da Merkez Bankası’nın %24-%20 = %4 kadar yani 400 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağı anlaşılıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder